Aşık Gevheri Kimdir?

Dilberin hüsnünde an isteriz biz…

 

Gevheri’nin Gerçek Adı Nedir?

 

I.

Gevheri tabirdir Mustafa ismim

Bir katre meniden halk oldu cismim

Levh-i mahfuz uzre yazılmış resmim

Hikmet-i Huda’ya uğradım geldim

 

II.

Gevheri mahrem-i aşkındır ebed

Çektiğim hicrana yokturur aded

Bir garib kulundur kemter Mehemmed*

Kurban ol der isen ferman senindir

*Mehmed şeklinde telaffuz edilir

Yukarıda Gevheri’nin yazdığı bilinen farklı cönklerden yola çıkarak ilk cönk’te şairin adını Mustafa olarak geçiyor. Lakin ikinci cönkte, şairin bilinçaltına yerleşmiş ve sonradan kullanmadığı bir göbek adı da olabilir. Bugün, şairin bir diğer adının Mehmed olduğunu büyük bir ihtimalle kabul etmek lazımdır.

Gevheri Ne Demek?

Farsçada sona gelen ‘ i ’ harfi geldiği fiille uğraşan manasını da katmaktadır. Önce Gevher nedir sorusuna bakmak lazım. Gevher, cevher manasına gelmektedir. Gevher yani cevher sona takılan ‘’i’’ harfi gevheriyi Farsçadaki karşılığı olan cevher işleyen anlamına getirir.

Gevheri’nin Doğum Yeri

Fuat Köprülü, Gevheri’nin kırımlı olduğu rivayetinde dursa da bunun doğruluğu ispat edilememektedir.

Elimizdekilere göre Gevheri’nin İstanbullu olma ihtimali vardır. Onun uzun süre İstanbul’da yaşadığını ve memuriyetle gittiği yerlerde İstanbul’a duyduğu özlemi gösteren deliller vardır.  Ama bir süreliğine dair olsa bile her İstanbul’a yolu düşen âdemoğlu gibi Gevheri’nin de yolu düşmüş ve gittiği eski vilayetlerde ‘’Bana İstanbul’u anlat nasıldır?’’ diyen ‘Nazım’larla karşılama ihtimali de vardır bu şiirlerindeki İstanbul sevgisi oradan da gelebilir.

Üsküdar’ın altı yalı

Neyleyim dünyada malı

Dedim dilber bir şeftali

Dedi canım baş üstüne

İkinci bir kanıtımız ise Hoca Emin adlı bir yazarın ‘’Menakıb-ı Kethudazade Mehmed Arif Hazretleri’’ adlı eserine bir not iliştirmiştir.

İstanbul’da Fener semtinde, bir Yahudi meyhanesinde ve iskemlelerin üzerinde bilââram bir beyiti Aşık Ömer ve bir beyiti Gevheri söyler ve karşılarındaki deha katipler o beyitlerden, hiçbirini zayi itmeyup heman kayd iderler.

Cümlelerinden anlayacağınız üzere iki âşık tıpkı Çiçek Abbas filmindeki gibi atışırlarmış. Tam manasıyla atışmak demeyelim beyitleşmek daha uygun olur.

Gevheri Dördüncü Mehmet ve İkinci Mustafa devri şairi ve Mehmet Bahri Paşa’nın (…-1700) Divan kâtipliğini yapmıştır. Gevheri, memuriyetle Şam’a, Bağdat’a giderken İstanbul’u ve gurbete çıkışını şöyle anlatır.

Felek yad illere düşürdü beni

Gurbet diyarına döndürdü yüzü

İslâmbol illeri elveda sizi

Kalsın seyrangâhım olan bağlar

Mısralardan ve gittiği şehirlerden de tahminen sürülmüş olabilir. Ama bu konu hakkında herhangi bir bilgiye rastlamakla birlikte yazının devamında bununla ilgili bazı şiirlerinden kestirebiliriz. Yada sürülen paşaların katibi de olabilir. Neyse ki bu durum bizi ilgilendirmez.

Gevheri’nin Doğum Tarihi 

Gevheri’nin doğum tarihi ve yeri hakkında elimizde bir bilgi yok. Fuat Köprülü, şairin on yedinci asrın sonlarına doğru şöhret kazanması ve on sekizinci yüzyılın başlarında – 1730 dolaylarında ölmesinden dolayı 17. yüzyılın ortalarında doğmuş olma ihtimaline varıyor. 1730 dolaylarında nerden çıktı derseniz, okumaya devam…

Bugüne kadar araştırmacıların gözünden kaçan bir şiir Gevheri’nin doğum zamanına biraz olsun ışık tutabilir.

Hazret-i Mevla’dan dilerim ey can

Kemâlin ile efendim var itsün

Beni mesrur idüp kıldın şadüman

Felek devrittikçe seni var itsün

Sözümde var ise hata af eyle

Kalmasun arada bürüdet böyle

Lûtfun elem olmasun lûtf eyle söyle

Latif sçzlerin cânâ kâr itsün

Senin kulunum ey kerim –Kâtibi-

Nasihat tut budur dostluğun şanı

Hak Teâlâ sana kemlik sunanı

Kem nazar ideni mürdezar itsün

Meyletme adüya bana uyarsan

İşte canım feda cana kıyarsan

Sözüm tut hatırcığım sayarsan

Hak Teâla seni berhudar itsün

Efendim yazdım aşkın kitabın

Hatırın şâd it bu Gevheri’nin

Virsün getür bu nâmenin cevabın’

Hem dest-i pâkiyle der-kenar itsün

Şiirde Katibi’yi yüceltmekte, düşmanlarının aralanın açtığını söylemekte, hatası varsa afetmesini dilemekte ve kendisinden cevap beklemekte olduğunu yazmaktadır.

Yukarıda adı gecen Katibi, Evliya Celebi’nin saz çalışını övdüğü Dördüncü Murat’ın Bağdat seferine methiye yazan ve 1638’lerde şöhreti yayılan şairlerden olan Kuloğlu Mustafa’dır.

Gevheri’nin Katibi’yi üstat tanıması, dostluğunu kazanması, aralarının bozulması ve kendisinden af dilemesi gibi sebepler dikkate alındığı, Fuat Köprülü’nün tahmininin aksine, doğumunun 17. yüzyılın ilk çeyreğinde olabileceği ihtimali yüksektir.

Gevheri’nin Hayatına Dair

Gevheri’nin hayatı hakkında -bu gün için- tahminlerden öteye geçemiyoruz. Çorum yazmasında görülen şu dörtlükten

Hacı Bektaş Veli benim pirimdir

Âsmâna çıkan benim zârımdır

Benim kimsem yoktur Mevla kerimdir

Nasibimse gelür Hind’ten Yemen’den

Hayatta tutunacak bir dalı olmadığını ve belki de evlenmediğini tahmin edebiliriz. Şiirlerinden hareketle özgürlükçü düşünceli ve bağnazlığa karşı bir dindar olduğu anlaşılıyor.

Gevheri eylemiş Hakk’a itaat

İtaat idene olsun beşaret

Hacı Beştaş Veli gibi sahib-keramet

Erkânımız vardır pirsiz değiliz

Ve

Hasretinle urdum sineme taşı

Yoluna terkittim can ile başı

Varup yaslanayım Hacı Beştaş’ı

Abdalın olayım çullar içinde

Dörtlüklere bakarak, Köprülü’nün araştırmasında genel bağlamda saz şairleri gibi Hacı Bektaş Veli’ye bağlılığı vardı.

Gevheri’nin eserlerine bakarak az çok bir medrese kültürüne sahip olduğunu ve divan edebiyatımızı yakından tanıdığını söyleyebiliriz.

Aşağıda dört ayrı manzumeden aldığımız şu parçalardan anlaşılacağı üzere Şam ve Bağdat’ta bulunduğu anlaşılıyor.

1

Bağdadi turnayım vardı ilimiz

Yoktur gurbetlikte sorar halimiz

Dost köyüne uğrar iken yolumuz

Yavru şahin vurdu sinem yaralı

2

Kangısın beklesin Gevheri divane

Şam’a Şarka gider hezar yolun var

3

Gevheri der şahım beni istersen

Ta Arabistan’ı Şam’ı yokla gel

4

Tazelendi âlem nevbahar oldu

Gel sevdiğim senin ile gidelim

Açıldı her taraf sebzezar oldu

Gel efendim Şam’a doğru gidelim

Ancak, İstanbul’dan uzak bu bölgelerde belki Mehmet Bahri Paşa’nın emrinde 1630-1650lerde bulunmuş olsa gerek.

Hadikatu’ş-şuheda’daki mersiyeye göre Rumeli’de de bulunduğunu öğrendiğimiz Gevheri’nin

Haracı kesilmiş sekbana donduk

Mürüvvetsiz paşanın kulu böyle olur

Mısralarından bir amirine karşı gücendiğini ve hayatının sıkıntılar içinde geçtiğini anlıyoruz.

Her ne kadar Cahit Öztelli Avusturya seferleri ile ilgili (1663-1683) iki manzumesine bakarak şairin harbe katıldığı söylese de Şükrü Elçin’e göre Gevheri harbe katılmamıştır.

I

Hak nasib iderse Nemce üstüne

Kalkup sefer idüp göçmek isteriz

Tigler açup aduların kasdına

Ömür harmanların biçmek isteriz

 

Dörtlüğü ile başlamakta ve padişah;

Han Mehemmed’tir İskender misali

Seyfi Zülfikardır Haydar misali

Gaziler her biri ejder misali

Küffara ateşler saçmak isteriz

Şeklinde vasıflandırılmaktadır.

Bu şiirde Öztelli’nin söylediği gibi şairin harbe katıldığını gösteren ipuçları yoktur. Gevheri, harbe girilip zaferin kazanılması temennisinde bulunmaktadır.

II

Gazi Mehemmed Han gaza kasdına

Cem’etti kulların bir divan oldu

Hazırlanup herkes Nemçe üstüne

Devr-i İskender’den bir nişan oldu

Bu dörtlük ise savaş hazırlığının tamamlandığını işaret ediyor. 1663 ya da düşük bi ihtimal 1683 tarihleri şairin içinde yaşadığı yıllar olarak gösterebiliriz. Aslına bakarsanız bütün bu göstergeler bize kesin yılları vermez ama ihtiyacımız da yok bir dönem bilmek yeterli Gevheri’yi anlamak için.

Bir diğer kanıtımız ise Köprülü’nün keşfi olan hicri 1127 (miladi 1715, 1716) yılında yaşadığını gösteriyor şairin kendi ağzından:

Der Gevheri her dem gönlümüz fârig

Dünya bir gölgelik harplere layık

Bin yüz yirmi yedi üstüne târih

Gider serimizden bu bir dumandır

Bu mısraların ışığı çerçevesinde şairimizin III. Ahmed (1703- 1730) devrinde öldüğü kesin olarak kabul edilebilir.

Gevheri’nin Şiirleri, Şairliği, Şanı ve Etkisi 

Gevheri’nin elimize geçen bir divanı yok. Fakat Bursa ve Çorum yazmalarını bir divan kabul edebiliriz.

Gevheri’nin şiirleri birçok derleyicinin dikkatini çekmiştir. F. Köprülü, S. Nüzhet Ergün ve M. Halit Bayrı’nın derleme ve araştırmaları sayesinde gün ışığını görmüştür.

Bu bütün bilgilerden anlaşılacağı üzere Gevheri çok söylemiş veya yazmış şairdir. Vezin, şekil ve kafiye gibi nazmın dış unsurlarını kullanarak eserler vermiştir.

Gevheri’nin dili, gördüğü İslami kazanımlarla Divan şiirinin tesirini gösteren yazı diline yaklaşmış bir halk Türkçesidir. Bu Türkçeyi, farklı farklı tür adları ile 11li ve 8li hece ölçüleri ile yazdığı zengin bir kelime hazinesi ile ortaya koymuştur.

Aruzla yazdığı divan, kalenderi, gazel, semai ve müstezadlarında şairin, zaman zaman kullandığı ikizli – ucuzlu tamlamaları dönemin bazı Halk şairleri için de söyleneceği gibi Divan edebiyatı etkisini de aramak lazımdır.

Gevheri’nin şiirleri, sosyal konuda sayılabilecek Dördüncü Mehmed’in Avusturya seferleri ve Selim Giray için yazdığı methiyesi dışında tek tema etrafında, dönmektir. Aşk.

Gevheri de her aşık gibi –hepimiz gibi- bir ‘güzel’ e vurgundur. Sevgiliye kavuşmak onun başlıca amacıdır. Fakat sevgiliye ulaşmak ne zaman kolay oldu. Tüm güzeller gibi o sevgili de ona birçok engel çıkarır. Bu engellerden biri ‘rakip’ ise diğeri ‘ayrılık’tır. Her iki engel ve mesafe, sevgilinin vefasızlığı, çilesi, acımasızlığı ile birleşince çaresizlik şairi ‘kader’ gibi kedere sürükler.

Yaklaştığı zaman kaçan sevgiliden, rakipten, zamandan ve kaderden dem vurur. Onu bunalıma sürükleyen bu talihsizlik ve çile bir türlü nihayete ermez. Şair, maddi ve manevi yorgunluk içinde bulunmasına rağmen hayatının sonuna kadar yazdığı şiirlerinde bir iksir saydığı aşkın peşinde ebedi güzelliğe doğru koşar, Şu dörtlük onun estetiğini, varmak istediği ideali anlatmaktadır.

Şukufe olmayan bağa girmeziz

Hazam var imiş gülü dermeziz

Değme bir güzele gönül vermeziz

Dilberin hüsnünde an isteriz biz

17.yüzyıl, Saz Şiiri’nin büyük şairlerini yetiştirdiği büyülü bir dönemdir. Bu dönem haklı şöhret kazanan şairlerdendir Gevheri. Gevheri’nin şiirleri asrın ortalarında başlar ve 1900’lere kadar Anadolu, Rumeli ve Azerbaycan’da kaleme alınmış birçok eserde yerini bulmuştur.

Ayrıca kendisinden sonra gelen önemli şairlerin Gevheri’ye yazdıkları nazireler unvanını daha da katmerler.

Gevheri Makamı

Gevheri, müziğe aşina birisidir. Şiirlerini makamları bilerek kullanmıştır. Bu makamla halk arasında birçok bestekârın şiirlerinden besteler yaptığını biliyoruz. Gevheri’nin adı oluşturduğu bu makamla da günümüze ulaşmıştır.

Yazar: Tuncer B.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir