Borsaya Girmeden Önce: Ayna Testi

“Acaba Bilgigate.com iyi bir yatırım mı?” sorusu benim bir hisse senedi hakkında soracağım ilk soru değildir.

Bilgigate.com iyi bir yatırım olsa bile bu, mutlaka onu satın almanız gerektiği anlamına gelmez. Gazetenin ekonomi sayfasını açmadan önce en yakın aynaya bir bakın. Herhangi bir hisse satın almaya karar vermeden önce kendi kendinize sormanız gereken birkaç soru var:

(1) Bir evim var mı?

(2) Borsaya yatıracağım paraya başka bir işte ihtiyacım var mı?

(3) Beni borsada başarıya ulaştıracak özelliklere sahip miyim? 

Hisse senetlerinin iyi bir yatırım olup olmadığını anlamak için Wall Street Journal’a bakmadan önce bu üç basit soruyu yanıtlamalısınız.

  • Evim var mı?

Günümüzde herkesin görüş birliğine vardığı nokta ev satın almanın yapılması gereken ilk yatırım olduğudur.

Hisse senetlerine el atmadan önce siz de mutlaka bu önemli yatırımı yapın. Ev satın almak sağlam bir yatırımdır. Kimi evler temelleri çürük olduğu ya da toprak kaymasına uğradıkları için çökerek yatırımınızı boşa çıkarabilirler, ama bu binde bir rastlanan bir olaydır ve lOO’de 99 olasılıkla ev sahibi olmak için yatırdığınız para size kar getirecektir.

Siz hiç dost ya da akrabalarınızın, “şu evi satın almakla kötü bir yatırım yaptım,” diye şikâyet ettiklerini duydunuz mu? Duymadığınıza eminim. Milyonlarca amatör emlakçı evlerini satın alırken son derece karlı yatırım yapmışlardır. Kimi zaman bir an önce taşınmak zorunda kalan aileler eski evlerini satarken bir miktar zarar edebilirler ama kimse hisse senetlerinde olduğu gibi üst üste birkaç ev alıp satarak zarara giremez. Hele hele borsada sık sık rastlandığı gibi bir evin iflas ettiği hiç duyulmamıştır.

Ama evlerini satın alırken kafaları birer dahi gibi çalışan yatırımcıların iş hisse senetlerine gelince aptallaşmalarına da şaşırmamak gerekir. Ev alırken her şey ev sahibi adayının yararına işler. Bankalar evleri ancak yüzde otuz, hatta bazen daha da az peşin para vererek alabilmenizi sağlarlar, bu da sizin için büyük bir avantajdır. (Evet, borsada da yüzde elli peşin vererek hisse senedi alabilirsiniz. Buna “kredili alım” adı verilir ama kredili satın aldığınız hisse senedinin fiyatı düştükçe sizin daha fazla para yatırmanız gerekir. Ev satın alırken ise böyle bir şey söz konusu değildir.

İnsanların gayrı menkul işinde para kazanırken borsada zarar etmelerine şaşmamak gerekiyor. Evlerini seçerken aylar harcayan yatırımcılar alacakları hisselere birkaç dakika içinde karar verebiliyorlar. Aslını ararsanız birçok tüketici fırın alırken yatırım yaparken harcadığı zamanın çok daha fazlasını harcıyor.

  • Bu paraya ihtiyacım var mı?

Sıra ikinci soruya geldi. Hisse senedi almaya karar vermeden önce aile bütçenizi gözden geçirmek yararlı olacaktır. Örneğin çocuğunuzu iki üç yıl içinde özel okula göndermeyi düşünüyorsanız ayırdığınız parayı borsaya yatırmayın. Ki artık özel okullar sayesinde çocuğunuzun üniversiteye yerleşmesi için ekstra puanlar satın alabilirsiniz(!)

Diyelim ki elinizdeki para okul taksitlerini ödemeye yetmeyecek, o nedenle güvenilir birkaç hisse senedi alarak anaparanızı arttırmak istiyorsunuz. Bu durumda en güvenilir hisse bile sizin için riskli olacaktır. Çok beklenmedik bir olay olmadıkça hisse senetlerinin on ila yirmi yıl arasında ulaşacakları değer aşağı yukarı kestirilebilir. Ama iki ya da üç yıl içindeki fiyatlarını tahmin edebilmek için ancak yazı tura atabilirsiniz.

  • Beni borsada başarıya ulaştıracak özelliklere sahip miyim?

İşte en önemli soru bu!

Borsada başarılı olmak için gerekli özelliklerin başında sabır, özgüven, sağduyu, dayanıklılık, açık fikirli olmak, bağımsızlık, sebat, alçak gönüllülük, esneklik, araştırmacı bir ruh, hataları kabul edebilme ve kolay kolay paniğe kapılmama becerisi gelir.

Zekâ puanına gelince, dâhiler teorik düşüncelere kendilerini kaptırdıkları için aslında son derece basit olan hisse senedi hareketlerini bir türlü anlayamazlar. Ayrıca elinizdeki bilgiler eksik ya da yanlış bile olsa isabetli kararlar verebilmelisiniz.

Borsada hiçbir şey olduğu gibi görünmez, gerçek bütün çıplaklığı ile ortaya çıktığı anda ise artık kar etmek için çok geçtir. Eğer bilimsel bir kafa yapısına sahipseniz ve bir karara varmadan önce elinizde gerekli tüm verilerin eksiksiz olarak bulunmasını istiyorsanız borsaya girmenizi tavsiye etmem.

Bütün bunların yanı sıra insan doğasından kaynaklanan zaaflarınızı ve gereksiz cesaretinizi de geride bırakmalısınız. Yatırımcıların hemen hepsi içten içe hisse senedi ya da altın fiyatlarını ve faiz oranlarını önceden sezebildiğine inanır, oysa çoğumuz bunun yanlış olduğunu er ya da geç anlarız.

İnsanlar tam borsanın yükseleceğine ve ekonominin düzeleceğine inanırken bunun tam tersi gerçekleşir.

Sorun yatırımcıların ve danışmanlarının aptal ya da duyarsız oluşu değil. Borsada bir haber herkesin kulağına ulaşana kadar durum çoktan değişmiş olabiliyor. Yatırımcıların çoğu yakın vadede borsanın yükseleceğine inanarak rahat bir nefes alıp arkalarına yaslanınca bilin ki ekonomi yakında inişe geçecektir.

İşte bu yüzden birçok yatırımcı (bunların arasında şirketlerin yönetim kurulu başkanları ve başarılı iş adamları da vardı) hisse senetlerinin en verimli olduğu dönemde (Yani 1930’ların ortasından 1960’ların sonuna kadar geçen sürede) borsadan uzak durmuşlar, hisse senetleri zarar etmeye başlayınca da (1970’lerin başı ve 1987 sonbaharı) arı gibi borsaya üşüşmüşlerdir.

Yatırımcıların tavırları ortada belirli bir neden yokken aniden değişebilir. Bir kaç sene öncesine kadar “Vay be, şuna bak. İnşaat sektörü patlıyor.” demiş olabilirsiniz. Oysa şu zamanda aynı kişiler: “Şu inşaatın başı dertte. Nasıl bütün daireleri satıp iş yerlerine kiracı bulabilecekler?” diyorlardı.

İnsan olmanın getirdiği kimi doğal özellikler borsanın zamanlamasına ayak uydurabilmemizi engeller. Dikkatsiz bir yatırımcı sürekli olarak üç duygusal aşamadan geçer: endişe, mutluluk ve teslim olma.

Önce borsanın düşeceğinden ya da ekonominin kötüye gideceğinden endişelenerek uygun hisseleri uygun fiyattan satın almaz. Sonra bu hisseleri yüksek fiyattan satın alır ve fiyatlar yükseldiği için mutlu olur. Aslında endişeye kapılıp ilgili şirketleri iyice araştırması gerekirken o yan gelir yatar. En sonunda da elindeki hisselerin değeri düşünce pes eder ve bunları zararına satar.

Kimileri kendilerini “uzun vadeli yatırımcı” olarak görür ama ilk düşüşte (ya da belli belirsiz fiyat artışında) hemen “kısa vadeli yatırımcı” oluverirler ve küçük bir kar karşılığında hisselerini satarlar.

Böylesine inişli çıkışlı bir piyasada paniğe kapılmak çok kolaydır.

Eğer siz bir hisse senedi 50 lirayken alıp sonra değeri 60 liraya çıkınca biraz daha hisse alan “Bak, demedim mi, bu meretin değeri gittikçe artıyor.”, fiyat 40 liraya düşünce de hemen elinizdeki hisseleri satan türdenseniz (Ne yapalım, yanılmışım. Bu meret gittikçe düşüyor) hiç kimse size yardım edemez.

Kimileri herkesin tersine giderek zengin olacaklarını düşünür. Ama bu fikir artık o kadar yaygın hale geldi ki herkes borsanın tersine alım satım yapmaya başladı.

Gerçekten ters strateji uygulayan bir yatırımcı herkesin aldığı hisseleri satan, herkesin sattığı hisseleri alan bir yatırımcı değildir. Asıl ters yatırımcı ortalık yatışana kadar bekler ve kimsenin dikkatini çekmeyen hisseleri satın alır.

Ünlü bir iş adamı konuşurken herkes gözlerini dört açıp ona kulak verir. Oysa sorun burada. Herkesin uykuya dalmaya çalışması gerekiyor. Borsada olacakları önceden tahmin etmek için en önemli beceri dinlemek değil, horlamaktır. Sakın içgüdülerinizle hareket etmeyin, onları yok sayın.

Ait oldukları kuruluşun başına çok büyük bir şey gelmediği sürece aldığınız hisseleri asla elden çıkarmayın.

Yoksa zengin olmak için sadece J.Paul Getty’nin başarı formülünü uygulamaktan başka çareniz kalmaz: “Erken kalk, çok çalış, petrol bul.”

Yazar: Tuncer B.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir