Kredi Derecelendirme Kuruluşları

Bir gün haber kanalının birinde duyarsınız Fitch, Türkiye’nin pozitif olan notunu negatif seviyeye indirdi. Sosyal medyada ya da çeşitli mecralarda duyarsınız yatırım yapılabilir olan son notumuzu da kaybettik. Peki, kimdir bu Fitch; ne yapar ve neden pozitif olan notu negatife indirir? Konuya yabancı olanlar ister istemez aklı karışacaktır. Acaba spiker ne demek istiyor diye kendi kendine soracaktır.  İsterseniz karmaşık gibi görünen bunların hepsini aşağıda detaylıca öğrenelim. 

Derecelendirme kavramı 1900’lü yılların başında ABD’de ortaya çıkmaya başlamıştır. ABD’de borç talep edenler ile fon sağlayanlar arasındaki ilişkilerin gelişmesi sonucu derecelendirme giderek yayılmış ve bugün dünya genelinde kullanılmaya başlanmıştır. Kendilerini derecelendirmek istemeyen ülke ya da şirket neredeyse kalmamıştır.  Uluslararası piyasalarda borç alabilmek ve çeşitli fonlar sağlayabilmek için derecelendirme son derece önemlidir. Nedir bu derecelendirme nasıl oluyor ve kim tarafından yapılıyor.

Derecelendirme, borçlanma araçları üzerindeki faiz ve anaparanın geri ödenmeme riskinin belirlenmesi işlemidir. Ülkeler, şirketler ve bankalar derecelendirme kuruluşları tarafından derecelendirilir. Şirketlerin ve bankaların notu ülkenin notundan yüksek olamaz. Ülkeye gelen yatırımcı karar verirken bu notu da göz önünde bulunduracaktır. Bu not ister istemez yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyecektir. Verilecek bu not ülkenin, şirketin veya bankanın bir nevi kredi itibarının belirlenmesidir. Sadece ülkeye gelecek yatırımcı bazında bakmamak lazım yerli yatırımcılarında yurt dışında iş yapması ve kredi alması bu kuruluşların verdiği notlardan etkilenmektedir.  Ülkeler ve şirketler derecelendirilirken ülkenin veya şirketin alacağı düşük bir not ülkeyi ya da şirketi piyasalarda zor durumda bırakacağı gibi; alacağı yüksek not piyasalarda elini güçlendirecek krizi fırsata çevirebilecektir. Yatırımcılar için de büyük bir öneme sahiptir. Doğru, güvenilir ve tarafsız bir şekilde yapılan derecelendirme yatırımcılara güven vermek, onları uyarmak adına önem teşkil edebilir. Ülkeler, şirketler derecelendirilirken birçok aşamalardan geçerler bunları şu şekilde sıralamak daha uygun olacaktır.

İlk başta tanıtım toplantısı olmaktadır. Bu resmi olmamak ile beraber derecelendirme kuruluşları tarafından izlenecek yolları açıklamak ve şirketin üst düzey yöneticileri ile yapılan tanışma toplantısıdır. İlk toplantıdan sonra firma veya ülke derecelendirmeye karar verirse resmi başvuru yaparlar. Resmi olarak süreç artık başlamış olur. Tekrar bir toplantı düzenlerler ve derecelendirme kuruluşu firma veya ülke hakkında ön bilgi toplamaya başlar. Bu önbilgi bilanço analizleri, borç yükümlülükleri, uzun ve kısa vadeli yönetim stratejileri, organizasyon yapıları son olarak faaliyet sonuçları ve nakit akımları daha sonra uzman analistlerin vereceği raporlar doğrultusunda toplanan önbilgiler ışığında derecelendirme önerisi yapılır. Derecelendirme kurulunun onayından sonra not belirlenir. Son olarak belirlenen not izlenir ve ülkenin ekonomik, siyasi ve daha başka unsurları da göz önüne alarak zamanla değişime uğrar.

Peki, kim bu Kredi Derecelendirme Kuruluşları ve ekonomiye nasıl etki eder?

Kredi Derecelendirme Kuruluşları ülkelere olan güveni ifade etmektedir. Dünyada en bilinen ve önemli üç Kredi Derecelendirme kuruluşu bulunmaktadır. Bu Kredi Derecelendirme Kuruluşu isimleri; Standard and Poor’s, Moody’s ve Fitch bunlardan S&P ve Fitch not görünümleri bakımından birbirlerine benzemektedirler. Moody’s ise onlardan farklıdır. Aralarında ilk kurulan ve derecelendirme faaliyetlerine başlayan kuruluş Moody’s’dir. Türkiye’de tek ofisi bulunan kuruluş ise Fitch’dir. Kriz dönemlerinde veya ülkede siyasi çalkantıların olması durumunda bu derecelendirme kuruluşları kredi notlarında ciddi şekilde düşürmeye gidebilir. Bu da ülkeleri ekonomik yönden ciddi şekilde etkilemektedir. Bu şirketleri küçümsemek ve umursamamaktan ziyade mali ve yönetimsel yükümlülükleri yerine getirmek daha doğrudur. Örnek verecek olursak Moody’s 1995 yılında Kanada’nın mali yapısını incelemeye alarak kredi notunu düşürebileceğini ilan etmesi üzerine Kanada doları, Amerikan doları karşısında yaklaşık olarak yarım puan değer kaybetmiştir. Yatırımcıların bu haber üzerine, Kanada tahvillerini ellerinden çıkarmaya başlaması, bu tahviller üzerindeki faizlerin yükselerek hükümete milyonlarca dolar ek maliyet yüklemesine neden olmuştur. Moody’s in bu kararı, ülkede faiz oranlarının yükselmesi ile sonuçlanmış ve hükümet devlet tahvillerine fazladan 300 milyon dolar ödemek durumunda kalmıştır. Dönemin Maliye Bakanı, bütçe konuşması esnasında derecelendirme kuruluşunu ağır bir dille eleştirmişti.  Bunun sebebi ise o zamanki yıllarda Kanada hükümeti derecelendirme kuruluşlarının tarafsız olmadığını düşünmektedir

Türkiye açısından ilk olarak 1980’li yılların sonunda söz konusu olmaya başlayan Kredi Derecelendirme Kuruluşları, 1990 yılına gelindiğinde ülkenin, ABD’de bono ihraç etmek istemesi üzerine, ABD kuruluşu olan S&P ile derecelendirme anlaşması yapılmasıyla, derecelendirme kuruluşları Türkiye’de faaliyete geçmiştir. Yıl olarak 1992 yılında tanışmış ve Kredi Derecelendirme Kuruluşları Türkiye’nin notlarını ilan etmeye başlanmıştır. Moody’s tarafından Baa3 notu 23 yıl aradan sonra tekrar verilmiştir. Zaman içerisinde dalgalı bir görünüm izlese de çoğunlukla spekülatif seviyede kalmıştır. Gelin görün ki son zamanlarda özellikle 2016 yılından sonra Türkiye ciddi şekilde hem ekonomik hem de yönetimsel sıkıntılar ile karşılaşmıştır ve git gide spekülatif seviyenin altına maalesef düşmüştür.

Kredi Derecelendirme Kuruluşları Türkiye notlarını tablo şeklinde görmek hem karşılaştırma yapmamızı sağlayacak hem de kredi derecelendirme notlarını daha iyi analiz yapma imkânını bize verecektir.

Aşağıdaki tabloya bakacak olursak detaylı bir 20 yıllık sürede değişim sonucunu görebiliriz.

Tarih Moody’s Fitch S&P Dolar Enflasyon Oranı SÜE Bist 100
1996 B+ B- (Negatif) 0,10 80,4 976
1997 Ba3 0,20 85,7 3.45
1998 B (Pozitif) 0,31 84,6 2.59
1999 B1 (Pozitif) B (Durağan) 0,53 64,9 15.20
2000 B1 (Pozitif) BB- B+ (Durağan) 0,67 54,9 9.43
2001 B1 (Negatif) B (Negatif) B- (Durağan) 1,44 54,4 13.78
2002 B1 (Negatif) B (Durağan) B- (Negatif) 1,64 45 10.37
2003 B1 (Durağan) B (Pozitif) B+ (Durağan) 1,40 21,6 18.62
2004 B + (Pozitif) BB – (Durağan) 1,35 8,6 24.97
2005 Ba3 (Durağan) BB – (Pozitif) 1,34 8,2 86.12 39.77
2006 BB (Durağan) 1,41 9,6 92.43 39.11
2007 BB – (Durağan) BB – (Negatif) 1,16 8,8 98.90 55.53
2008 BB – (Negatif) 1,52 10,4 98.34 26.86
2009 Ba3 (Pozitif) BB + (Durağan) BB – (Durağan) 1,49 6,3 88.62 52.82
2010 Ba2 (Pozitif) BB + (Pozitif) BB (Pozitif) 1,54 8,6 99.99 66.00
2011 BB + (Durağan) 1,89 6,5 110.06 51.26
2012 Ba1 (Pozitif) BB (Durağan) 1,78 8,9 112.85 78.20
2013 Baa3 (Durağan) BBB- (Durağan) BB+ (Durağan) 2,13 7,5 116.30 67.80
2014 Baa3(Negatif) BBB-(Durağan) BB+ (Negatif.) 2,33 8,17 120.49 85.72
2015 Baa3(Negatif) BBB-(Durağan BB+ (Negatif 2,91 8,81 124.31 75.23
2016 Baa3(Negatif) BBB-(Durağan) BB+ (Durağan 2,98 6,57 123.24 76.35

 

2016 yılından sonra son iki yıl Türkiye açısından önemlidir. Bunun sebebi ise Türkiye’de yaşanan gerek ekonomik gerek yönetimsel dalgalanmalardır.  2018 yılında Kredi Derecelendirme Kuruluşlarının açıkladığı notlara bakacak olursak;

Standard & Poor’s; BB+    Negatif Fitch; BB+    Durağan Moody’s:  Ba2    Durağan

Sonuç olarak; az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomik kalkınmaları düşük maliyetli finansman kaynağı bulmalarına bağlıdır. Gelişmekte olan ülkeler, yüksek boyutlarda dış kaynaklara ihtiyaç duyarlar. Bu dış kaynağın finansal maliyetinin belirleyicisi ise Kredi Derecelendirme Kuruluşları’dır.  Kredi Derecelendirme Kuruluşları tarafından hazırlanacak rapor ülkelerin ekonomik durumunu belirlemede yardımcı olacaktır. Derecelendirme kuruluşları, belirli araştırma ve analizler sonucunda ülke ya da şirketlerin risklerini ölçen kuruluşlardır. Kredi Derecelendirme Kuruluşları’nın ülke ekonomilerine etkileri o kadar fazladır ki krize yol açabilecek boyuttadır. Derecelendirme kuruluşlarının açıklayacağı notların düşük olması durumunda devletler zor durumda kalacak çok fazla para kaybı yaşayacak ülkeye girme planında olan yabancı yatırımcıların yatırımlarından vazgeçmesi ülkeyi daha çabuk krize sokacaktır. Her ne kadar Kredi Derecelendirme Kuruluşları’nın tarafsızlığı sorgulansa da derecelendirmeyi kabul eden şirketler veya ülkeler sonuçlarına katlanmak zorundadır. Ülkelerde yaşanan olaylar Kredi Derecelendirme Kuruluşları’nın açıkladığı kredi notunu ve ülke açısından her parametreyi etkilemektedir.

 

Yazar: Turgut T.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir