Sturbucks’da Neden Kahve İçilir?

Sturbucks'da Neden Kahve İçilir?

Herkesin elit bir yer olarak zihninde konumlandırdığı Starbucks aslında hiç de öyle olmayan mütevazı bir kuruluş hikâyesi ile müşterilerine hizmet vermeye 1971 yılında başlamıştır. Starbucks markasını anlatmadan önce nereden geldiğini ve nasıl buralara geldiğini anlatmak daha faydalı olacaktır.

Starbucks’ın Ortaya Çıkışı

Her şey bir merak ile başladı. Starbucks markasını bu hale getiren Howard Schultz der ki; 1981 yılında Hammarplast’da çalışırken tuhaf bir şey ile karşılaştım. Seattle’daki küçük bir perakendeci belli bir tür fitre kahvesinden çok sayıda getirtiyordu. Bu cihaz çok basit bir cihazdı. Bu merakını gidermek için Howard Seattle gitti. Bu cihazları satın alan 3 ortak ile görüştü.

Bir tutku nasıl bir işe dönüştü peki? Amaçları bir kahve İmparatorluğu kurmak değildi. Sadece çayı ve kahveyi seviyorlardı. Bir tutkunun peşinden gittiler ve ortaya tutku ile beslenmiş bir marka çıkardılar.  Starbucks markasının oluşmasında en büyük faktör koyu kavrulmuş kahvenin nasıl yapıldığını öğreten Hollandalı Alfred Peet idi. Bir nevi Amerika’yı koyu kahve ile tanıştıran adamda diyebiliriz. Daha önce Starbucks markası yokken 3 ortaktan biri koyu kavrulmuş kahveyi tadar ve öğrenmek için Hollandalı Alfred Peet’in kapısını çalar ve bu adam köyü kavrulmuş kahvenin inceliğini öğretir.  Daha önce Amerika’da kullanılmayan Arabic Kahvesi artık 1950’li yıllarda Alfred Peet sayesinde ithal edilmiştir. Sadece koyu kavrulmuş kahve alanında hizmet vermeye devam eden Starbucks Howard Schultz’un İtalya’ya fuara gitmesi ile Espresso ile tanışmıştır. Howard’ın Espresso’yu Starbucks ortaklarına kabul etmesi biraz zor olsa da faaliyet alanına Espresso’yu da eklemiştir. Starbucks’ın ana felsefesi üç tanedir. Kaliteli hizmet ile müşteri memnuniyeti. İnsanların Starbucks markasını kendi evi ve iş yerinden sonra üçüncü bir yer olarak görmesi ve bir yandan jazz müzik çalarken diğer yandan kahvesini içebileceği sakin ve mütevazi bir ortam sunuyor. Kaliteyi ön planda tutan Starbucks en saf kahveyi kavurarak müşterilerine en iyi kahve içme deneyimini sunuyor.

Starbucks ve Türkiye

Türkiye’deki Starbucks algısı bir zenginlik göstergesi olarak görülse de Starbucks en iyi kahve deneyimini tatmak isteyenlerin noktasıdır. Starbucks markası sadece bir marka değildir. En iyi kahve çekirdeklerini sunar kahve çabuk bozulur, bayatlar ve bu yüzden bu sürecin iyi yönetilmesi gerekir. Müşterilerine misafir diye hitap ederler ve onların memnuniyeti her şeyden önemlidir. Son olarak mağaza hayatı gelir. Mağazadaki atmosfer gelen misafirler için önemlidir.

Türkiye’de bir kahve dükkânı düşünün bir çay evi; bir çay içtiğiniz zaman başınızda dikilirler ya da etrafınızda dolanırlar. Rahatsız olmaz mıyız? Bir makale yazıyorsunuz sessiz sakin diye o mekâna gittiniz tam can alıcı cümleyi yazacakken tak başınızda bir garson bir isteğiniz var mı beyefendi veya hanımefendi diye soruyor. Aklınızda ki o cümle uçtu gitti. Bir mekânda ne beklersiniz hafif kulağı tırmalamayan bir müzik, rahatsız edilmemek ve eşsiz bir kahve deneyimi bunların hepsini tek bir yerde bulabilirsiniz.

Tüm bunlara bakıldığı zaman Starbucks’da saatlerce de otursanız kısa sürede otursanız hiç kimse size niye çok oturdun bir kahve daha al demez. Diğer yerlerde de demez ama hal ve hareketleri ile ima eder. Rahat çalışma ortamı isteyene çalışma ortamı, kaliteli kahve içmek isteyene eşsiz kahve deneyimi sunar. Starbucks demek her bir bardak kahveyi ilk kez hazırlıyormuşçasınadır.

 

Yazar: Turgut T.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir